baner2
Svakog jutra u 8.30 na radiju BIR

Subotom u 10h > Emisija VRTEŠKA sa Sabinom Čukle, Radio Konjic

Clank objavljen u Turskoj

AddThis

Hikaye Diken Kadın

11 Ocak 2014 Cumartesi 17:55

Ova e-mail adresa je zaštićena od spam robota, nije vidljiva ako ste isključili JavaScript

Çölden nasıl cennet bahçesi yapılır? Bu film ve o çoban bana yol gösterici oldular bu yazımda, o çoban kadını tanıdım , hikayeler ekiyordu çocukların tertemiz dimağlarına.

Çocuklara kim hassasiyeti öğretir?

İki pırıl pırıl göz bazen bir insan hakkında kitaplardan ve yazılardan daha çok şey anlatır. Yüzün en kuytusuna yayılan gülüş usta bir çilingirden daha çok kapı açabilir.

Gazeteler, dergiler yeni sayılarıyla yeni hikayeler başlatır, yeni kapılar açar, yeni adımlar atılır, yeni ufuklar gösterir. Bazı anlarda sadece büyük kocaman şatafatlı hikayeleri görürüz, büyük insanların hikayelerini. Fakat unutuyor muyuz aslında onları büyük yapanın değerler olduğunu, değerlerin onların büyük olan yanı olduğunu. Unutuyoruz, mahareti, çabayı, onuru, vakarı, çalışkanlığı ve sabrı.

Sonra etrafımıza bakınıp aslında bu değerlerin, küçük insanlar da olduğunu görüyoruz, medyanın ilgisinden ve kamunun bilgisinden uzakta. Ama hayat savaşını en kahramanca yapanların onlar olduğunu görüyoruz. Vatanlarını, ailelerini, yuvalarını seviyor onlar ve arkadaşlarını. Karma karışık değiller kapısına vardınız mı, içeri buyur ederler. Elimizin altında gözümüzün önündelerdir çoğu zaman. Onlardan öğrenecek ne kadar çok şeyimiz var oysa. Geçenlerde, The Man Who Planted Trees (Ağaç Diken adam), filmini seyrederken bunu daha da derin hissettim, devamlı yapılan küçük bir iyiliğin nasıl büyüdüğünü nasıl insanları ve dünyaları değiştirdiğini. Çölden nasıl bir cennet bahçesi yapılır? Bu film ve o çoban bana yol gösterici oldular yazımda o çoban kadını tanıdım, hikayeler dikiyordu çocukların tertemiz dimağlarına. Öğretmeni tanıdım öğrencilerinin yüreklerinden “Hikmet okyanusu” geçsin diye onları hazırlayan.

Senka Beşliç benim için Bosna’nın ayrılmaz bir parçasıydı. Bosna’yı tanır tanımaz oda ordaydı, oracıkta. Bu hanım cesur bir yürekti, altı kişilik ailesi onun sebebiyle Bosna’yı savaşta yalnız bırakıp gitmemişti. Bosna anaya ahde vefa göstermenin zamanıdır demişlerdi. Onda ilk önce kendine güven gördüm, kibirle alakası olmayan bir histi bu, ona verilenlere, tanrı vergisi yeteneklere, inancına olan güveninin eseriydi bu. Ben Senka’yım diyordu. Beni Allah yarattı. İki pırıl pırıl göz bazen bir insan hakkında kitaplardan ve yazılardan daha çok şey anlatır. Yüzün en kuytusuna yayılan gülüş usta bir çilingirden daha çok kapı açabilir. Hikmet kaynağının yanı başında oturan bu kadın çocukların yüreklerine de bu hikmet fidanlarından dikmeye başladı. Önce kendi yüreğine sonra bizim yüreklerimize. Senka, “Hikmet Denizi” diye adlandırdığı Farsça’dan, Boşnakça’ya çocuk hikayeleri tercüme ediyor.

Bir edebi eseri yada bir milletin edebiyatını anlamak için o dilin ruhunu tanımalı, en azından ona yatkın bir ruha sahib olmalısınız. Ruhunuz ve algınız hassa olmalı. Bizim birçok doğu edebiyatından çevirilerimiz var, ama bu kitapların ruhunu anlayıp kavrayacak yetişmiş hassas ruhumuz yok. Çocuklarımızda bu hassasiyeti oluşturmak ve geliştirmek gerekli, ben hikayelerimle bunu yapmaya çalışıyorum.”

Babasına Bak, Kızını Al

Ben görevimi başarıyla yapmışım, eğer benim öğrencim beni geçerse kendimi başarılı sayarım, eğer öğrencim beni aşamıyor, geçemiyorsa ben başarılı öğretmen değilim.

Bir baba çocuklarının iyiliğinden başka ne ister? Onun babası da çocuklarının iyiliğini isteyerek ona her bildiği şeyi öğretmiş. Birde bunun yanında yaratıldığı gibi olmayı ve bulunduğu yerde olmasının bir nedeni olduğunu. Bütün bunlar ona şöyle demek için yol açmıştı. Bu omuzlara bak, bu omuzlar yük taşımak için verilmiş, hakkını vermek lazım. Bir sürü komformist fikrin yanında, yükü, zorlukları hakkı verilerek taşınan görevler bilmiş bir kadın yetiştirmişti babası. Birde ondan tünelin içi ne kadar karanlıksa ışığın bir o kadar güçlü ve ruh için bir o kadar güçlü bir birey olduğunu öğrenmişti. Senka'nın babası ömrünün bir bölümünü tekstil okulunda öğretmenlik yaparak, kimsenin umurunda olmayan yüreklere yeni kapılar, yollar açarak, rotalar göstererek geçirmişti. O babasından öğretmen olmayı da öğrenmiş, Farsça dersleri vermişti. Daha sonra kültür merkezinde onun yerine onun öğrencisi olan Farsça mastırı yapmış bir gencin getirilmesi üzerine, o herkesin en olmak istediği modern dünyada şu sözleri söylemişti: “Ben görevimi başarıyla yapmışım, eğer benim öğrencim beni geçerse kendimi başarılı sayarım, eğer öğrencim beni aşamıyor, geçemiyorsa ben başarılı öğretmen değilim.”

HİKMET DAMLASI

O ona yapılan tüm yatırımların hakkını verdi. İlk kitap promosyonunu Hadiç (Haciç)’te yaptı, gelen olmayabilir ikazını aldığı salonu tıklım tıklım doldurdu. Bu duruma, kitabının basıldığına o bile inanamadı. Biraz deli, biraz sağır olmak lazım sanırım Allah'ın senin hakkında planları olduğu inancının devamlılığı için. Ona inanan ve yol gösteren bir diğer kişi profesörü, Hazema Nigtoviç’ti. Tercümelerini kitap yapıp bastırmasını ona söyleyen oydu. İlk hikmet damlasına onun yardımıyla başlamışlardı.

“Bosna için ne yapabilir, ne verebilirim?”

Kitaplar birbirini bastırdı ve sonunda 'Edicija Kraljica od Sabe (Saba Kraliçesi Edisyonu)'u oluşturdu. On tane kitaptan oluşan bu edisyon üzerine Saraybosna İslami İlimler Fakültesi'nde mastır tezi yazıldı. Eğitim bakanlığı müfredat seçim kurulundan da tavsiye aldı. Belgeleri verirken ki heyecanı hala gözlerinde, çocukların büyümesi ve gelişiminde katkı sağlayacak kitaplar arasında kitaplarının adı geçmekteydi. Onun hikayelerinin, onun çocuklarının, onun çabasının karşılığıydı bunlar. Senka'nın hikayesi tabii ki bu kadar değil. Şu anda Senka yatak örtüleri yastıklar dikiyor, bir yandan da terzilik belgesi alabileceği bir kursa gitmeye çalışıyor ki kitaplarını kimseden yardım almadan basmaya devam edebilsin. Bosna’nın küçüklerine daha fazla bilgelik verebilsin. Kendi hayallerini kendi elleriyle gerçekleştirmek istiyor o. Asıl mesele Bosna'nın bana ne imkanlar sunduğu değil, benim Bosna'ya neler sunabileceğim, verebileceğim. “Bana gelirsek ben nerdeyse büyülenmiş, pozitif enerji ile dolmuş olarak eve döndüm. Her hatırladığımda bu sohbeti diğer insanlara diyorum; “Tanışın onunla, onu tanıyın, birlikte kahvenizi yudumlayın. Bosna’nın tadına birde Senka'yla bakın. Kitaplarını alın ve çocuklara hediye edin, siz de okuyun, sizde okyanuslara acılın. Unutmadan Senka'nın web sitesi: www.kraljicaodsabe.com.Senka bir hanım evli ve iki çocuğu var, onun diğer kadınlardan tek farkı yanında oturduğu hayat ırmağının güzelliklerinin farkında olması ve hepimizi bu güzelliklere çağırması...

Zehra Adiloviç / BOSNA - HERSEK

Obavijesti me!